Gündem

Nuşin Kazak'ın kaleminden...

Neden İnşa Ettiğimizi Yıkıyoruz?

Dünya, üzerine titrediğimiz güzelliklerin bir çırpıda yerle bir edilişinin hikâyeleriyle dolu. Bazen bir antik kentin yağmalanması, bazen bir ormanın küle dönmesi, bazen de bir insanın ruhundaki o ışığın el birliğiyle söndürülmesi... İnsanoğlu, ulaşamadığı veya sahip olamadığı mükemmelliğe karşı tuhaf bir hınç besler. Peki, neden?

"Kontrol" İllüzyonu

Güzellik, karşısında bizi aciz bırakır. Çok güzel bir manzara veya muazzam bir sanat eseri karşısında kendimizi küçük ve önemsiz hissederiz. Yıkmak ise insana sahte bir tanrısallık verir. Bir şeyi var edemeyen kişi, onu yok ederek üzerindeki gücünü kanıtlamaya çalışır. "Yapamıyorsam, yok edebilirim; öyleyse hâlâ güç bende" yanılgısıdır bu.

Kıskançlık ve "Eşitleyememe" Hissi

Güzellik, doğası gereği seçkincidir. Herkes güzel yazamaz, herkes güzel resim yapamaz veya herkes o iç huzura sahip olamaz. İnsan, kendinde olmayanı başkasında gördüğünde, aradaki o uçurumu kapatmanın iki yolu vardır: Ya kendini yukarı çekmek ya da karşısındakini kendi seviyesine indirmek. Maalesef, ikincisi her zaman daha az emek ister.

3. Fanilik Korkusu

Bazen de güzelliği, o anın bozulmasından korktuğumuz için bozarız. Psikolojide "sevimli saldırganlık" (cute aggression) denilen bir durum vardır; çok tatlı bir bebeği ısırma isteği gibi. Zihin, o yoğun olumlu duyguyu kaldıramaz ve dengelemek için zıt bir tepki üretir. Güzelliğin geçiciliği canımızı o kadar yakar ki, "o gitmeden ben onu bitireyim" savunma mekanizması devreye girer.

"Bir şeyi sevmek, onun varlığından mutluluk duymaktır. Bir şeyi yok etmek istemek ise, onun varlığıyla baş edememektir."

Netice itibarıyla; bir şeyi yıkmak bir anlık öfke veya güç gösterisidir, ancak bir güzelliği korumak ve yaşatmak disiplin, sevgi ve yüksek bir bilinç gerektirir. Dünya, yıkanların gürültüsüyle dolu olsa da, güzellik sadece onu koruyabilenlerin omuzlarında yükselmeye devam edecektir.