Gündem

​İbrahim ÇİMEN'in kaleminden...

Geçenlerde sokakta yürürken bir an duraksadım. Yanımdan geçen genç bir kadının saçları, beni bir anlığına 80’lerin o bitmek bilmeyen enerjisine, o samimi ve heyecan dolu yıllarına götürdü. Hani o meşhur “perma” modası vardı ya; işte o geri dönmüş. Ama ne dönüş!

Aslında sadece saçlar değil geri gelen; o günlerin özgür ruhu, o günlerin "ben buradayım" diyen cesareti...

Bilirsiniz, biz gazeteciler hayata biraz daha derinden bakarız. Bir değişim sadece bir moda akımı değildir bizim için. Kadınların saçlarındaki o düz çizgileri terk edip dalgalara, kıvrımlara sığınması, aslında monotonluğa bir başkaldırıdır. Hayatın dümdüz, tek düze akışına karşı "Benim bir ritmim var" demektir.

Eskiden perma demek, biraz zahmet, biraz da cesaret demekti. Şimdilerde ise teknolojinin dokunuşuyla o sert bukleler gitmiş; yerine sanki İzmir’in imbatıyla şekillenmiş, doğal, özgür ve rüzgarla dans eden dalgalar gelmiş. Kadınlar artık "mükemmel" görünmekten ziyade "kendisi gibi" görünmeyi seçiyor. Ve inanın bana, bir kadına en çok yakışan şey, o özgüvenli doğal halidir.

Bir köşe yazarı dostumun dediği gibi; değişim dışarıda başlar ama içeride tamamlanır. Bugün perma yaptıran bir kadın, aslında aynaya baktığında o hareketli dalgalarda kendi enerjisini, içindeki o durdurulamaz yaşam sevincini görüyor. Sabah kalktığında saçına uzun uzun mesai harcamak yerine, o doğal dalgaların rahatlığıyla hayata karışıyor. Tıpkı hayatı da olduğu gibi, tüm kıvrımlarıyla kabul etmek gibi...

Hanımlar, eğer ruhunuzda bir fırtına kopuyorsa ya da sadece biraz hareket arıyorsanız, bırakın o dalgalar saçlarınıza vursun. Modern perma, size sadece yeni bir tarz değil, aynı zamanda o hep özlediğimiz "zahmetsiz şıklığı" ve konforu vaat ediyor.

Unutmayın; saçınızdaki her bir dalga, hayatınızdaki yeni bir hikayenin başlangıcı olabilir. Hayatı düz yaşamayın, biraz kıvrım, biraz hareket, çokça neşe katın.

Güzelliğiniz daim, ruhunuz hep dalgalı ve canlı kalsın.